Burnumuzun Dibi Fethiye

0
296 views

Türk havacılık tarihi 1900’lerin başlarında bir çok önemli atılıma  imza atmış, Paris, İstanbul, Kahire arasındaki ilk uçuş 1913 yılında  gerçekleşmiştir. Dönemin  Türk hükümeti havacılık gelişiminde Avrupa’nın gerisinde olmadıklarını göstermek istemiş, Savunma Bakanı Enver Paşa Osmanlı pilotlarının uzun mesafe uçuşlarındaki yeteneklerini kanıtlayabilmelerini için İstanbul’dan Kahire’ye iki uçak  siparişi vermiştir. İlk uçağı  Türk Donanmasından Komutan Tayyareci Fethi bey (1887-1914) ile Üsteğmen Tayyareci Sadık Bey uçurmuştur. Tayyareci Fethi Bey’in  Muavenet-i Milliye adlı  Bleriot XI tek satıhlı  uçağı 8 Şubat 1914 tarihinde  İstanbul’dan İskenderiye’ye kalkış yapmıştır. Maalesef  uçağı  27 Şubat’ta Şam ile Taberiye yakınlarında kaza yapmıştır. Tayyareci Mehmet Fethi Bey ve Üsteğmen Sadık Bey  Şam’da  hayatlarını kaybetmiş ve orada gömülmüşlerdir. Meğri Belediye  Meclisinde, ilk Türk hava şehidi Fethi Bey’in adını yaşatmak amacıyla Meğri adının değişmesi için yasa teklifi sunulmuştur. Bu yasa teklifi dönemin  belediye  meclisi ve Belediye Başkanı Musaoğlu Mehmet Cen tarafından onaylanmış. Meğri ilçesinin adı  Tük hava şehidi adına ‘’Fethiye’’ olarak  değiştirilmiştir. Bu tarihten sonra  Fethiye  adı tüm belgelerde  kullanılmaya  başlamıştır. Bununla  birlikte ,  1.  Dünya  savaşı ardından gelen Kurtuluş  Savaşı  nedeniyle  Bakanlar kurulu resmi onayı ancak 1934’te verebilmiştir.

Evet ‘’Fethiye’’  adı buradan gelmektedir, Değerli okuyucularım Fethiye, 1980  yılından  bu yana Türkiye’nin güney batısında ilgi merkezi haline gelmiş, kökleri ve geleneklerini koruyan kozmopolit bir kent olarak büyük ününün tadını çıkarmaktadır.

Fethiye  Müzesi

Fethiye Müzesi, kent merkezindeki ana caddede  yer alan  ilkokulun hemen yanındaki hoş bir müzedir. Müzede, bir kısmı (eski adı Telmessos  olanı) Fethiye kazıları  sırasında çıkarılan , çok sayıda  Likya eserleri bulunur. Sergilenenler arasında Likya kalıntıları, Bronz Çağı, Antik Çağ,Helen,  ve Roma Dönemleri ile Bizans   dönemleri eserleri yer alır. Tlos’tan bir kaya mezarı, Likya ve  Aram  dillerinin dahil olduğu  3 dilde yazılmış  ünlü dikili taş, ayrıca Müzede  bazı muhteşem mozaiklere de rastlanmaktadır, bence Fethiye’ye  gidip de  müzeyi görmemek  olmaz, müze görülmeye  değer bir yerdir. Fethiye Müzesi eskiden Pammakaristos Manastır Kilisesiymiş, Fakat  şimdi merkezde bulunan  eğitici bir müzeye  dönüştürülmüştür, arkeoloji ve etnografya bölümlerden  oluşmaktadır.

Gezim sırasında  üzüldüğüm nokta sergilenen bazı Likya kalıntılarının açıklaması yoktur ve  çoğunun hangi şehir  ve bölgede  çıkarıldıkları da belirlenmemiştir, bunun  nedeni  yaptığım araştırmalar sonucunda bir çok kalıntının  yağmacılar tarafından ele geçirilmesi sonucu olarak bu bilgilerin kaybolması olabilir. Yine de  müze ziyaret etmeye kesinlikle değer! Müze , Pazartesi günleri hariç Salı’dan Pazar’a sabah 08.00’den akşam 17.00’e kadar açıktır.

Ören yerleri  Ve Açık Hava Müzeleri

Kayaköy, Fethiye’ye 8 kilometre uzaklıkta yer alan  terk edilmiş şehirdir. Köy , Rum evleri ve kiliselerin  kalıntıları, dar sokaklar ve çeşmelerle doludur. fakat kalıntılar şaşırtıcı derecede  iyi korunabilmiştir.1923 yılındaki nüfus mübadelesinde terk  edilmesinin ardından, tüm bölge oldukça  gizemli bir atmosfere sahip olmuştur. Belki de  bu nedenle  hayalet şehir olarak bilmektedir. Yukarı ve aşağı kiliseler hala kolayca görülebilmektedir. Yukarı kilisenin muhteşem bir mozaik avlusu vardır. Kayaköy’ün merkezinde çok hoş bir çeşme bulunmaktadır. Diğer önemli tarihi yerler arasında, ilginç mimarisi ve sakin atmosferiyle eski kent ile şatafatlı yazıtları, rölyefleri ve mezarlarıyla abidevi Antik Likya Kaya Mezarları vardır, görülmeye  değer bir yerdir.

Değerli okuyucularım, kabul edelim ki, bir çok yabancının Türkiye’ye  taşınma sebebi  havadır. Ama yılın 365  günü de güneşli geçmez, kış aylarında güneşlenemeseniz bile  kayak gibi kış sporları yapabilirsiniz.

Ne  düşündüğünüzü biliyorum. “Kayak” ve ” Fethiye” sözcükleri aynı cümlede mi yer alıyor? Bir hata  olsa gerek. Ancak emin olun Fethiye’ye  45 metreden az bir mesafede ErenDağ Kayak Merkezi bulunmaktadır.

Seki Kayak Merkezi, Seki’de yakın bir zamanda açılmıştır. Fethiye’nin yakınlarındaki bu yepyeni Kayak Merkezinde, güneş yeniden yükselene kadar yöre halkının kış geçirmesini sağlayacak her şey mevcuttur. Deniz  seviyesinden 2780 m. yüksekliktedir. Toros dağlarının bir  kolu olan  Eren Dağı’ndaki Kayak merkezi , Seki’den 1920  metre yükseklikte yer alır. Kış aktiviteleri  Kasım’dan başlayıp  Nisan sonlarına kadar sürerek kış mevsimini hareketlendirir. İlk kar dağa Ekim sonlarında  yağar ve Mayıs sonlarına  kadar kalır. 1960 metrede kar kalınlığı  bir metreyken, zirvedeki kar kalınlığı beş metreye  kadar ulaşır. Bu kayak merkezinde bir kayak yapmak , diğer ikisi snowboard için ayrılmış  üç eğimli  alan bulunmaktadır. Kayakçıları yükseklerine çıkarmak için teleferik de mevcuttur. Anlayacağınız Fethiye’de deniz, kum, mavi yolculuk haricinde  kışında  kayak turizmi  mevcuttur.  Bu yıl tüm Aydın’lıları Fethiye’ye kayak yapmaya davet ediyorum.

Fethiye, Anadolu’nun Muğla  iline bağlı  bir ilçedir. İlçenin ana gelir kaynakları, turizm, yatcılık ve tarımdır. Fethiye  ve çevresinde 7000’in üzerinde yerleşik İngiliz yaşadığı tahmin edilmektedir. Fethiye Torosların bir parçası olan Mendos Dağı’nın eteklerinde kurulmuş, güzel bir kenttir. Yüksek dağ silsilesi 3. jeolojik zamanda yer kabuğunun yükselme ve alçalma hareketleri sırasında oluşmuştur. Dağın yamacını çevreleyen yüzlerce koy, Fethiye kıyı şeridi boyunca birbirini kucaklar. (Antik Çağda Kragos ve Antikragos olarak anılan) Yüksekliği  2000’m’den  fazla  olan  bu kireç dağ  silsilesi, Toros dağlarının güneybatı ucunda yer alır ve iç kesimlere tek geçit vermeyerek kıyıya paralel uzanır. Bu bilgiler ışığında Fethiye  bir cennettir  derim. Fethiye oldukça   eski bir kenttir. 1958 ‘de  gerçekleşen bir deprem  zemin seviyesini yükseltmiştir. Fethiye’nin  adının  Telmessos(M.Ö.400) olduğu dönemden kalan  kaya mezarları  ortaya çıkmıştır.

Doğal korunaklı liman  turist sezonu boyunca tüm yatçıların uğrak yeridir. Türkiye’nin  turkuaz kıyısındaki kent, mütevazı bir ticaret limanı ve verimli domates tarlaları olan bir balıkçı köyü olarak bilinerek bir çok tarih ve doğal güzelliklere sahip olmasının yanında, güneş  deniz ve harika yiyecekler arayan  bir çok insana çeşitli alternatifler sunarak hızla gelişen canlı ve turistik bir tatil cennetine dönüşmüştür.

Fethiye’yi  ziyaret etmek için bir çok  sayıda sebep vardır, güzel manzaralar, sıcak hava ve kumsallar yeterli gelmediyse Fethiye’nin tarihi sizi kesinlikle hayran bırakacak. Bölgenin tarihi manzaralar şekillendiren çok sayıda büyük uygarlığın izlerinden anlaşıldığı  üzere, yüzyıllar öncesine  kadar uzanır.

Antik Çağlar

Bu iddiayı  destekleyecek bir kanıt bulunmasa da, bir çok tarihçi Fethiye’nin tarihinin Truva Savaşı’na kadar uzandığına inanmaktadır. Fethiye, Likya, ve Karya arasında  önemli bir liman kenti işlevi görmüştür. Şehrin gerçekte M.Ö  altıncı yüzyılda kurulduğu ve ilk adının “Işıklar Ülkesi” anlamına gelen Telmessos olduğu  bilinmektedir. Efsaneye  göre kent Telmessos adını Yunan Tanrısı APOLLO’YA borçludur. Apollo  Finike  Kralı’nın  kızına aşıktır. Kralın kızının   adı Agenor’du ve utangaç yaradılışlıydı. Apollo kız etkileyebilmek için küçük sevimli bir köpek  kıllığına girmişti. Agenor köpeğe sevgi besleyince, Apollo  gerçek görünüşü ile karşınına çıkıp  kendisini sevmesini için kız baştan çıkarmıştı. Aşkların meyvesi  olarak doğan  çocuğu  Telmessos  adını vermiş , uğruna  bu şehir inşa edilmiştir, Yakapark’a gittiğinizde  bu yerleri  müze  vasfı  aldığı için Müze Kart ile  gezebilirsiniz. Tabi ki rehber eşliğinde  olur ise  tadına doyum olmaz.

Ayrıca  ” Eski Kent” anlamına  gelen  ismiyle  her yıl  binlerce  turistin  ziyaret durakları arasında  Fethiye Marina ile Çarşı Caddesi arasında  kalması sebebiyle  kolay bir ulaşım yoluna sahiptir.  Beş sokaktan oluşan Paspatur Çarşısın’da gezdiğinize bir çok şey bulabilirsiniz. Paspatur Çarşısı’na ilk girildiğinde en dikkat  çeken detay bana göre  tabii ki  ahşap cumbalı  otantik evler oluyor. Çarşının isminin  küçük bir  efsanesi var, Çarşı  içersindeki Paspatur suyundan  adını almış Ve Fethiye’ye gelip de  bu sudan  bir kez  içenler  Fethiye’ye  en az bir kere daha  gelirmiş ya da  bu güzel tatil beldesinden hiç ayrılmazmış…

Ben Aydın Avcı’dan  bu haftalıkta bu kadar. Umarım yazımı beğenmişsinizdir. Sizlere dilimin döndüğü kalemimin yazdığınca Fethiye ilimizi anlatmaya ve yaşatmaya çalıştım. Herkese hayırlı haftalar ve hayırlı işler diliyorum. Bir sonra ki yazımda buluşana dek Hoşça Kalın…

 

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here