Dostum Tayfun Talipoğlu’nun Ardından

0
322 views

2000 li yılların başlarıydı, Muğla Valimiz Sayın Lütfi Yiğenoğlu beni çağırdı ve; Serdar, “Muğla’nın Dünü Bugünü ve Yarını” temalı bir toplantı yapalım ve bu işi sen organize et ama bu programı Marmaris’te olsun ve ben Turizm Bakanımız Erkan Mumcuyu davet edeyim, dedi…

Yaklaşık on on beş günlük bir çalışmanın ardından sektörün tüm bileşenlerinin katılacağı programı oluşturdum ve Sayın Vali’me sundum

O günlerde balık çiftlikleri sahipleri ile turizmciler arasında süregelen husumetin yumuşatılması ile ilgili olağan üstü bir çaba harcıyor ve sektörün bu ayrılmaz iki kolunu Sayın Yiğenoğlu’nun da teşvik ve destekleri ile bir araya getirmeye çalışıyordum…

Bu nedenle toplantıya balık çiftlikleri üreticilerini de davet etmiştik.

Toplantının moderatörü ben olacak ve sektörün önde gelen isimlerine Muğla turizmi ile ilgili görüş ve önerilerini sunmak üzere söz verecektim.

O zamanlar Sayın Mumcu’nun bu tür toplantılarda, ilk konuşmacı olarak kürsüye geldiğini ve turizm -çevre ikilemi ile herkese yukarıdan aşağıya, sağdan sola saydırıp çıkıp gittiğini ve katılımcılarının Bakanın gitmesiyle darmadağın olmuş, söyleyecekleri kursaklarında kalmış vaziyette yaşadıkları şok’u bildiğimden Sayın Mumcunun konuşmasını program akışı içerisinde öğleden sonraya almıştım.

Toplantının başlamasına üç beş dakika kala Sayın Bakan yanında yakın arkadaşı olduğunu sonradan öğrendiğim sevgili Tayfun Talipoğlu ile birlikte geldiler…

İlk tanışmamız idi…

Mumcu, Valimize dönerek programı kimin hazırladığını sordu, “Ben hazırladım efendim” diye cevap verdim, sert bir ifade ile; olmaz böyle! Daha interaktif bir toplantı yapmalıyız! Dedi ve sevgili Tayfun’u moderatör koltuğuna aldı, bana da açılış konuşmasının ardından birinci sırada seyirci koltuğunda oturmak düştü…

Tayfun, Valimizin konuşmasının ardından sözü bakan Mumcuya verdi,

Sayın Bakan Mumcu alışıldık ve tipik konuşmasının ardından ilk kez şahit olduğumuz soru cevap yapalım diyerek bir ilke imza attı…

Tabii en dertli kesim Balık çiftlik’ çiler bakanı soru ve eleştiri yağmuruna tutmaya başladılar,

O zamanlar benim argümanım, çiftliklerin bodrum yarımadası koylarından kalkması yönünde idi,

Ancak, Devlet tarafından önceden, uzun süreli kiralamalar ile insanlara yatırım yapma olanağı verilmiş olan bu havuzların kaldırılmaları aşamasında da bu konuda çiftlik sahiplerinin zararlarını ve taşınmaları ile ilgili masraflarının Devlet tarafından karşılanması gerektiğini söylüyor ve dile getiriyordum.

Elimi kaldırdım…

Göz göze geldik…

Hoş geldin seremonisinde ismimi verdiğimden unutmamış olacak ki,

O kadife yumuşaklığındaki ses tonu ile ;

Buyurun Serdar bey dedi…

Düşüncelerimi ve inandıklarımı Bakan’a karşı ve Sayın Valimizin göz kaş işaretlerine de aldırmadan biraz da Programı’mı bozduğu için üst tondan söyledim,

Tam fırçayı yiyeceğimi düşünürken sayıları bir hayli fazla olan balıkçılardan güçlü bir alkış kopunca (sonradan anavatan partisi genel başkanı olduğunda bir vesile ile barıştığımız) Sevgili Erkan Mumcu’nun çıkışacağını anlayan Tayfun Talipoğlu;

Sayın Bakanım “Yemeğe geçelim isterseniz” diyerek belki de tatsız bir tartışmanın ateşini söndürmüştü.

Yemek sonrasıydı, masadan biraz da erken kalkmış salona doğru ilerliyordum bir el omzuma değdi,

Erkan’a böyle bir çıkış cesareti gösterdiğiniz için “bravo size” dedi…

El ele tutuştuk ayak üstü turizm, bam teli konuştuk,

Sizinle bir bam teli programı yapalım demiş ve toplantının ikinci ve son bölümüne geçmiştik…

******************

2011 yılının ekim ayının 23’ü idi Türkiye 7,2’lik Van depremi ile sarsılmıştı…

Sanırım birkaç gün sonra idi ve televizyonda Sevgili Tayfun canlı yayında o acı tabloyu kendine özgü anlatım ve ses tonu ile aktarıyor ve buralara acil yardım çağrıları yapıyordu.

Bir anda Bam telinin Ankara ofisini aradım,

Tayfunun asistanı, koordinatörü olduğunu söyleyen sevgili Semra Durak’a bir projemiz olduğunu, Van’dan Yüz kadar depremzede gencimizi Bodruma davet ederek, misafir etmek istediğimizi ve en önemlisi bu süreçte onlara turizm eğitimi de vererek yaşadıkları olumsuz koşullardan kurtarıp sektöre kazandırmak istediğimizi anlattım.

Sevgili Semra canlı yayının ara verdiği anda derhal Tayfun’a ulaştı ve projeyi anlattı, o da hemen bunu anons ederek projenin takipçisi ve destekçisi olacağını belirtti…

Canlı yayın sonrası yaptığımız telefon görüşmesi ve Marmaris hatırlatmamdan sonra “Yol Hikayemiz” tekrar kesişmişti…

Proje gerçekleşti ve Sevgili kardeşim Tayfun Talipoğlu, gençlerin otobüslerle Bodruma gelişleri, Otele yerleşmeleri ve eğitim sürecini ve de final sertifika programını baştan sona kaydetti…

Daha sonra Tayfun Talipoğlu bu önemli projeyi “ BİR YOL HİKAYESİ” programında yayınladı.

Beş buçuk aylık eğitim süreci içerisinde gençlere ziyarete gelen ve onları hiç yalnız bırakmayan Talipoğlu eğitim boyunca hep yanlarında bulunmuş ve depremzede gençlerimize moral ve güç vermişti.

Bu süreçte çok daha yakınlaşmış, o dönemde sıkça gittiğim Ankara da hemen her fırsatta beraber olmuş güzel anılara imzalar atmıştık…

*****************

Yaklaşık bir yıl önce idi…Yayında olan turizmgm isimli  gazetemiz için kendisine köşe açmak istediğimizi, yazılarını alıp kullanabilmemizin mümkün olup olmadığını sorduğumda,

Kardeşim bu da sorulur mu yahu istediğin gibi kullanabilirsin demiş ve bizdeki köşesini açmıştık…

Şimdi o köşe boş kaldı… Resmi ve ismi gazetemiz yaşadıkça orada yaşayacak…

En son Milletvekili seçimlerinde Aydından CHP adayı idi…

Ama ne yazık ki! CHP bu entelektüel, gazeteci, yazar, şair, kısaca olağan üstü niteliklere sahip kardeşimizi seçilemeyecek bir sıradan aday göstermişti…

Kısıtlı imkanları ile ve o zor sıralamada olmasına rağmen bir İzmir dönüşümüzde sevgili kardeşim ve ortak arkadaşımız Serdar Çakman’ la yanına uğrayıp o günkü programına eşlik ettiğimizde Aydın’ın altını üstüne getirdiğine ve ne kadar büyük bir gayretle çalıştığını görmüş ve şahit olmuştuk…

Tabii birikimleri ile herkesten fazla o mecliste olması gereken arkadaşımız ne yazık ki seçilemedi…

Siyaset böyle bir şeydi… Öyle gururluydu ki, öyle adam gibi adamdı ki,

Küsmedi… Terk etmedi… Yılmadı… Doğru bildiği değerlerden vaz geçmedi…

Ne yazık ki Tanrı buraya kadar dedi…

“Dilime bu türkü yüreğime bu sevda düştü düşeli yollardayım
Gönlüme çoktan cemre düşürdüm
seni sevmek için baharı beklemeyeceğim”

Demişti bir şiirinin dizelerinde… Gerçekten bekleyemedi…

Ve Tanrı, milletin meclisine layık görmeyenlere inat, bir bahar gecesi kendi yüce meclisine,

Yanına alıverdi onu…

Nur içinde yat sevgili kardeşim… Üzerine yıldızlar yağsın…

Sevgilerimle,
Serdar KARCILIOĞLU
BOYD Başkanı
baskan@boydbodrum.org.tr

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here