Gidenler Döndü Ama Sorun Hala Ortada

0
438 views

Sektörün kıdemlilerinden oluşan bizim kuşak turizmciler açısından, Türkiye ile Yunanistan’ı karşılaştırmanın ayrı bir önemi vardır. Özellikle seksenlerin başlarında; “Rodos Adası kadar” yatağımız bile yok benzetmesi, her tartışmamızda dile getirilirdi.

20 Yıl öncesine kadar sürekli geride kaldığımız bir yarışın, kaybetmekten yılmayan tarafı gibiydik… Yanılmıyorsam 1996 yılından sonra turist sayısı ve kişi başına harcama açısından komşumuzu geçince, üzerimizdeki moral baskıyı da alt etmiştik.

Uçak sayımız, havalimanlarımız ve Akdeniz’de benzeri olmayan nitelikli yataklarımız ile Yunanistan’ı rakip bile görmüyorduk.

Sürekli yinelemeye gerek yok. Hepimizin bildiği nedenlerle uluslararası standartlarda  hizmet üreten Türkiye’nin dışa açık tek  rekabetçi sektörü, kısa sürede çökertildi.

Arada sırada ortaya çıkarak; “Çin ve Hint” masalları anlatanlara, çöpçatan edasıyla; düğün dernek kurmaya kalkanlara sakın aldanmayın. O çok bilmiş, küçük dağları ben yarattım tavrı, bırakalım dışarıdan turist getirmeyi, yurtiçindekileri bile elde tutmaya yetmiyor.

Bu sezon 1,5 milyon TC Yurttaşı turist olarak Yunanistan’a gitti.

Tatil beldelerindeki esnafa, lokanta fiyatlarındaki yüksekliğe sığınmak ucuzculuğu yerine, bu potansiyelin hangi koşullarda kendi pazarına yöneleceğini araştırıp, ortaya koymadan sağlıklı çözümler bulmak imkansız.

Evet, iktidarın demokrasi karnesi, ülkedeki gergin siyasal ortam, atlatılmış bile olsa 15 Temmuz Darbe girişiminin ardından yabancı turist gelişini sağlamak hiç kolay değil. Üstelik Almanya başta bazı AB ülkelerinde seçim gündeminin üst sıralarındaki tartışmanın teması haline gelmiş bir ülke için..

Oysa İç Pazar talebi için durum biraz farklı.

Hala yapılacak çok şey var.

Ama

İmar rantı yüzünden alt yapının, daha önemlisi doğanın kaldırabileceğinden çok yapılaşmaya izin vererek, Beldedeki toplam yatak kapasitesinin hayli üzerinde yiyecek-içecek hizmeti sunan, büyük çoğunluğu standart dışı işletmelere göz yumarak, Taklit ürünlerin satışını görmezden gelerek, Doğayı açık hava mangalına çeviren piknikçilere, uygun yerler göstermeden, Dünya’da benzeri olmayan akarsuları çöplüğe çevirenlere göz yumarak, Ege’nin en güzel ormanlarında; gelişi güzel kamp yapılmasına seyirci kalarak değil.

Çoğunluğu ana muhalefet partisinin yönetimindeki Belediyelerin görev ve yetki alanlarında;  yukarıda yazılanlar dışında, sayamadığım o kadar fazla hatalı uygulama var ki. Biraz özenle üzerine eğilinse; kısa sürede çözmek işten bile değil.

Oysa Turizm Sektörü Dünya’da farklı bir boyuta geliyor.

Kitleselleşmekten çıkarak, bireyselleşiyor.

Bizde pek tartışılmasa da sayısal teknoloji turizme hakim oluyor. Salt bu gelişme bile kısa süre içinde harekete geçilmezse, bu yarışın çok ama çok gerisinde kalacağımızı gösteriyor.

(Devam edecek)

TEILEN
Önceki İçerikİspanya Modeli mi Dediniz?
Sonraki İçerikSM ile Tanışıyor musunuz?
Türk siyasetçi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdi. Türkiye Seyahat Acenteları Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı, XIX. ve XX. Dönem İstanbul Milletvekilliği ile Turizm Bakanlığı yaptı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here