Termal kaynak zenginliği açısından Avrupa’da ilk, dünyada 7’nci sırada gösterilen Türkiye’nin “termal kentler” sayesinde bu sektörden elde edeceği kazancın 15 milyar dolar seviyesine çıkabileceği belirtildi.

Termal kaynak zenginliği açısından Avrupa’da ilk, dünyada 7’nci sırada gösterilen Türkiye’nin “termal kentler” sayesinde bu sektörden elde edeceği kazancın 15 milyar dolar seviyesine çıkabileceği belirtildi.

Kaplıca Talasso ve Kür Merkezleri Derneği (TÜRKAP) Genel Sekreteri Dr. Ilgaz Nacakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bin 100’e yakın termal kaynağı, 264 ruhsatlı kaplıca tesisi ve 500 civarında termal su imkanı bulunan Türkiye’nin dünyada termal zenginlik anlamında iddialı bir ülke olduğuna işaret etti.

Termal turizme yönelik yatak kapasitesinin artması ve tesislerin cazip kampanyalarıyla kaplıcalardan faydalanan nüfusun hızla arttığını ifade eden Nacakoğlu, “Hamam kültürüyle tanınan bir toplum olarak atadan kalma bir zenginlik olan kaplıca şifası bir süre öncesine kadar unutulmuştu. Modern tıbbın gelişimiyle insanlar hastanelerle, ilaçlarla tedaviyi seçtiler. Fakat son yıllarda doğal tedavi unsurları yine öne çıktı. İnsanlar hasta olmamak, hastalıklardan daha az etkilenmek ve mevcut hastalıklarının tedavisi için şifalı sulardan yararlanmaya başladı.” dedi.

Kaplıcalardan faydalanma yaşının düştüğünü, insanların artık sadece tedavi değil stres atmak, dinlenmek için de kaplıca merkezlerini tercih ettiğini dile getiren Nacakoğlu, yaz turizmiyle iddialı bölgelerdeki tesislerin hizmete soktuğu SPA merkezlerinin de ilgi gördüğünü aktardı.

“Türkiye’nin bu zenginliğe aday kentleri”

Nacakoğlu, dünyada da hızla yayılan kaplıca turizmi trendinden yararlanmak üzere Türkiye’de daha fazla sayıda AB standardına sahip tesisin açılması gerektiğini belirtti.

İzmir Balçova, Denizli Karahayıt, Kuşadası Davutlar, Yalova, Kütahya Yoncalı, Afyonkarahisar ve Bolu’da kurulan tesislerin çok sayıda ülkeden şifa arayan turisti ağırladığına işaret eden Nacakoğlu, tesislerin son dönemde Avrupa pazarında gerileme yaşanması nedeniyle yöneldikleri Rusya, Ortadoğu ve Hindistanpazarlarında başarılar elde ettiğine dikkati çekti.

Termal suyun dövize dönüşebilmesi için artık tesislerin değil “termal kentlerin” oluşturulması gerektiğini vurgulayan Nacakoğlu, şöyle konuştu: 

“Yatırımcıların yanı sıra yerel yönetimler de termal potansiyelin farkına vardı. Dünyada başarılı olmuş örnekleri inceleyenler gördü ki bu iş istihdam sağlıyor, boşa akan sular ciddi turizm geliri getiriyor. Bu işe artık daha fazla önem veriliyor. Kaplıca tedavisinde bir kür 14 gün. Turistin sadece otel olanaklarıyla sıkılmadan geçireceği süre 3-5 gün. Dolayısıyla turistin keyifle vakit geçireceği bir destinasyon sunulmalı. Kültür turları, gastronomi etkinlikleri, sanat faaliyetleri olabilir. Tarladan domates de toplayabilir, ebru sanatını da öğrenebilir. Bu zenginliklerin hepsi bizde fazlasıyla var. Dolayısıyla termal yörelerimizin bu turizm şekline uygun hale gelmesi, artık termal kent haline gelmesi lazım.”

Son dönemde dünya genelinde bazı bölgelerin kaplıca turizmini ana geçim kaynağı haline getirmeyi başardıklarını anlatan Nacakoğlu, şifa kaynağı sularının yanı sıra temiz havası, yeşil doğası, şehrin gürültüsünden uzaklığıyla Türkiye’den çok sayıda kentin bu zenginliğe aday olduğunu söyledi.

“Birkaç sene içinde çok daha iyi bir yerde olacağız”

Afyonkarahisar ve Pamukkale’nin bu konuda aldığı mesafenin memnuniyet verici olduğunu, Bursa ve İzmir’de de çalışmalar olduğunu dile getiren Nacakoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Son dönemde hükümetimizin de bu konuda destekleri var. Bu konudaki yönetmeliğin de çıkmasıyla umuyorum ki önümüzdeki birkaç sene içinde çok daha iyi bir yerde olacağız. Avrupa’nın en fazla termalkaynağına sahip ülkemizin kaplıca turizminden yılda 15-20 milyar dolar kazanması işten bile değil. Bunun için termal tesisler değil termal kentlerin kurulması lazım. Afyon ve Pamukkale bu konuda çok yol aldı. Bursa ve İzmir de çalışıyor. Umuyorum ki önümüzdeki birkaç sene içinde çok daha iyi bir yerde olacağız.”

Nacakoğlu, son dönemde termal suyu bulunan otellerin farklı tedaviler için yurt dışından hasta ağırlayan hastaneler ve tıp merkezleriyle anlaşma yaptığını, tedavi paketleri içine kaplıca olanaklarını da eklemeye başladığını bildirdi.

Bu sayede örneğin göz ameliyatı için gelen bir turistin tetkikler veya ameliyat sonrası nekahat sürecini termal otelde geçirebileceğini ifade eden Nacakoğlu, bu anlaşmaların sayısının çoğalarak Türkiye’yi sağlık turizmindeki gücünü daha etkin kullanır hale getirebileceğine inandığını kaydetti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here