Manisa Salihli İlçesindeki Sardes Antik Kent

0
115

Değerli TurizmGM okuyucuları bu hafta sizleri Manisa Salihli Sardes Harabelerine götüreceğim. Sebebine gelince Amerikalı yahudilerin gözü burada Manisa’nın Salihli ilçesinde ki Sardes antik kentinde bulunan Yahudilerin Dünyada 3. tapınağı olarak bilinen Sardes sinagogu ihtişamı ile dikkat çekiyor. Avrupa’nın ve Türkiye’nin ilk havrası olan ancak fazla bilinmeyen sinagog özellikle Amerika’da yaşayan Yahudilerden ilgi görüyor. Salihli’deki bir çok medeniyete ev sahipliği yapan Sardes Antik Kenti bu medeniyetlere ait dini yapılarda da ilgi uyandırıyor.

Tapınakların yer aldığı Sardes Antik Kentinde Musevi cemaatinin yaşam sürdürdüğünün kanıtı olan Sardes sinagogu halen ihtişamını koruyor. Yahudiler için önemli olarak Kudüs’teki ağlama duvarı olarak bilinen Süleyman Tapınağı ile Babil’deki kerpiç sinagogun ardından 3. önemli havra olan Sardes sinagogu inanç turizmi açısından önem taşır. Ayrıca Salihli deyince termal ve odunda pişen köfte ile meşhur biraz ötesinde Kula Salihli’ye gelmeden Manisa ve Spil Dağı lalesi ve yılkı atların meşhur olduğu yerleri gezip görmek ve tanıtımını güzel yapmaktır. Sardes Harabelerine dönecek olursak Seferad sinagogu olarak da bilinen havrayla ilgili bilgi aldığımız Salihli Turizm Derneği Onursal Başkanı Araştırmacı Mustafa UÇAR M.Ö 215-212 yıllarında yapıldığını tahmin edilen sinagogun bölgeye gelen 2000 haneden oluşan yaklaşık 10.000 kişilik Yahudi cemaati tarafından kullanıldığını anlatıp yüzyıllar öncesindeki yaşamın izlerinin hala korunduğunu dile getiren uçar Yahudilerin eski Nazi ve Seferad kollarına ayrıldıklarına ve Sefarad kolunun İspanya Endülüs’ten doğduğuna inanıldığını ancak Endülüs’ten önce Seferad kolunun bu coğrafyada yaşadığını ifade etti. Uçar;” burası dünyanın bilinen 3. sinagogu olması adına önemlidir Yahudilerin Seferad kolu buradan çıkmıştır. M.Ö 215-212 yıllarında 2000 hane yaklaşık 10.000 hane buraya geliyor. Gelenek ve göreneklerine bağlı olarak Sardes merkezli Anadolu’ya ilk gelenler burada sinagogu kuruyorlar. Avrupa’nın ve Anadolu’nun ilk sinagogu” diye konuştu.

Bölgenin depremlerden etkilendiğini anlatan Mustafa Uçar,altta bir tabaka daha olduğunu söyledi toprak altında kalan tabakanın üstüne M.S 166 yılında sinagog yapılmaya başlandığını ve M.S 211 yılında tamamlandığını belirten Uçar” 617 yılına kadar burada kalıyorlar ancak daha sonra Yahudiler batıya doğru yola çıkıyorlar, İspanya Endülüs’e gidiyorlar seferad aslında lidyadır diyor Mustafa Uçar. sinagogda zamanında 1000 kişinin ibadet edebildiğini dile getiren Uçar havrada cemaatin sorunlarının çözüldüğünü ve nikah kıyıldığını belirterek zeminde yer alan mozaiklere dikkat çekti mozaiklerin üstünde sinagogun yapımına katkı sağlayan kişilerin isimlerinin yer aldığını kaydeden sponsorluk anlayışının o dönemde bulunduğunu belirterek arka planda yer alan üç basamaklı mermer alana onur locası adı veriliyor. Yahudi yaşlılar oturuyor ve cemaatin arasındaki sorunlar çözüme ulaştırılıyor. Locanın önündeki sehpada haham başı vaazlarını veriyor, sehpanın önündeki dört taşın olduğu alanda da nikah kıyılıyor. Zamanında Anadolunun en büyük ve tek sinagogu olarak geçiyor, 1500 kişi ibadet edebiliyor doğu tarafından üç kapısı var orta kapıdan hahamlar sağ ve sol kapıdan da haremlik-selamlık usulüne göre kadınlar ve erkekler giriyor orta kapının her iki tarafında da yüksekçe yerler var bu yerlerde zamanında Hz. Süleyman’ın emanetleri ve din kitapları saklanıyordu” diye konuştu. Havranın ortasında yer alan havuzlu salon hakkında bilgi veren Uçar ritüellerden de bahsederek Yahudiler ellerini yüzlerini yıkayıp bu havuzda temizliklerini yapıyor ayrıca evlenecek olan genç kızlar havuzun içinde yedi kez oturup kalkarak günahlarından arınıp eşlerinin evine giderler. Bu salonda on dört sütun var dört ayrı köşedeki dört sütun yukarıdan bakıldığında kalp şeklini taşır. Yahuha tanrının adı ancak aynı zamanda sevgiyi aşkı ifade eder. Kalp şeklindeki bu sütunlar dört bir tarafınız sevgiyle dolsun anlamına geliyor.

Sinagogun 1962 yılında antik kentte yapılan kazılarda ortaya çıktığını anlatan Uçar, havranın Türkiye’de ve Avrupa’da çok fazla bilinmediğini ancak Amerika’da tanındığını söyledi. Uçar, burası gerçekten Yahudi cemaatinin tarafından gezilip görülmesi gereken yer bir nevi seferad kolunun hac yeri olarak görülmesi gereken nadir yerlerden biridir ama tanıtım eksikliği var fazla tanıtmaya ağırlık veremiyoruz sebebini bir türlü çözemedim şaşırtıcı olan yurtdışında, özellikle Amerika da Yahudiler tarafından burası çok iyi biliniyor 1962’den 1972 yılına kadar restorasyon çalışmaları sırasında sponsorluğunu Amerika’daki Yahudiler yaptı Avrupa’da. Ve hatta inanç turizmi için buranın tanıtılması gerekiyor fuarlarda sinagogun fotoğraflarını ve filmlerini yayımlamalı burada bir hayalimi anlatmak isterim Türkiye’mizin tarihi ve turistik yerlerinin CD’lerini yapıp sınır kapılarında ülkelerine dönen turistlere elden vermek ve gerisini siz düşünün?

Tanıtımı yapıldığı zaman insanlar merakla görmeye gelecekler. Duvarlarda ki fireksler ve yerlerde ki mozaikler gerçekten çok ilginç görünmeye değer. Türkiye’de çok fazla bilinmiyor diye konuştuğu musevi cemaatinin din adamlarından oluşan bir heyetin Sardes’deki sinagoga gidip inceleme yaptığını dile getiren Mustafa Uçar gizli kalmış sinagogun ülkenin inanç turizmine kazandırılması gerektiğini söyledi. Uçar önümüzdeki yıllarda restorasyon yapılıp üstünün kapatılması planlanılıyor.

SONUÇ:

Değerli TurizmGM okuyucuları umarım ki bu haftaki yazımızdan okurken keyif almışsınızdır. Keyif aldığınıza göre değerli yorumlarınızı bekliyorum. Yazımızda emeği geçen herkese ayrıca teşekkür

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here