70’li yılların başı… İlk gençliğim… Henüz delişmenliğim kontrollü; zembereği boşalmamış.

Bozcaada’ya ilk gelişim, bir aile ziyareti; Çanakkale’den, bir günlüğüne bir davete icabet. Dönemin  Bozcaada Halk Eğitim Merkezi Müdürü Hami Bey’in daveti. Kulağa çok hoş gelen bir konusu var bu davetin benim için; Sünger avcıları ile sünger avı. Genç ruhum, bilmediği bu konuda oldukça  heyecanlı… Neler yaşanacak? Sünger bu, avlanır mı ki?…

O ana kadar kitaplarda okuduğum, temsili çizimlerinden izlediğim fanuslarından çıkan hortumla tekneye bağlı dalgıçlar, bütün gün derinlere dalıp, bellerindeki sepetler dolusu süngeri tekneye taşıdılar. Hayret ve hayranlıkla izledim onları gün boyu.

Gün sonunda, Hami Bey dalgıç kıyafetlerini giyip, eline zıpkını alıp tekneden atlayıverdi ve iki koskocaman Karagöz ile geri döndü. Deniz suyunda temizlenen, asker mangalında pişirilen Karagöz’ün tadına doyum olmuyor, bilesiniz.

Tekne nüfusu, tam hatırlayamasam da kendi aile nüfusumuz, avcılar, tekne mürettabatı göz önüne alındığında, 10-12 kişi civarı olmalıydı. Dikkatinizi çekti mi; iki karagöz ve 10-12 kişi. Hepimiz doyum tokum geceyi sonlandırdığımıza göre, varın karagözlerin boyutunu siz düşünün. Şimdilerde zar zor bir karışı bulan Kuzey Ege’nin karagözleri, 45-50 yıl önce, onca kişiyi doyuracak cüssedeydi.

O günden aklımda kalan bir diğer konu da, Ada gençliğine verilen önem olmuştu. Sünger Avcılığı, Ada koşulları için bana göre oldukça dikkat çeken bir konuydu. Şimdilerde de  Bozcaada Halk Eğitim Merkezi’nin meslek ya da hobi edindirmeye yönelik eğitimleri devam ediyor.

O gün öyle kazındı ki dimağıma; bir daha kopamadım Bozcaada’dan. Her zihnimde canlanışında, dudaklarımın kenarında tuzu, yüzümde kararlı rüzgarı, ruhumda özgürlüğü ve ömrümü uzatan yaşamı sarar her hücremi.

47 yıl sonra, bavulumda sayısız ‘öykü’ ile maşukuma kavuştum; doğal florasında var olan, bilimsel adıyla Silybum Marianum ya da Inula Viscosa gibi engin şifa kaynağı maşukuma. Geçmişten gelen öykümü, yeni bir Öykü kucakladı Hem de sünger avı için açıldığımız o limanda, Ada’nın kalbi Eski Liman’da.

Aile mirası eski sirke fabrikasından dönüştürülmüş, 6 odalı bir butik otel bu; Geçmişin izlerini, kah duvarlarını süsleyen antik ipek para keseleri koleksiyonu ve dönem fotoğraflarından, kah binanın alamet-i fbrikası, demir kafesinde dinlenen yaşlı fermantasyon damacanasından yansıtıyor. Adı, ÖYKÜ.  Yeri / vakti geldiğince, bu köşeden sizlere yansıyacak nice öyküleri barındırmış, daha nicelerine gebe.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here