YATIRIMCININ, YÖNETİCİNİN ÇALIŞANLARIN KISACA, HER KESİMİN MUTLAKA OKUMASI GEREKEN, EDİTÖRÜMÜZ HAKAN EREN’İN YAPTIĞI BU RÖPORTAJDAKİ ÇARPICI AÇIKLAMALARI MUTLAKA OKUYUNUZ.

Sayın Karcılıoğlu, bir sezon daha günahları ile sevapları ile geride kaldı. Hemen her kesimde bir “patlama” sözcüğü duyuyoruz değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Bakın bu sözcük 80 li yılların başında sıklıkla kullanılan bir sözcük idi, ben de o zamanlar hep arkadaşlar toplam yatak sayınız 70 bin Yunanistan’ın Rodos adasıyla eşdeğerde hangi patlamadan bahsediyorsunuz diye diye sonunda vaz geçirmiştik… Sonra 80 li yılların ikinci yarısında rahmetli Özal’ın gerçekleştirdiği turizm hamlesi ile 90 lı yıllarda bu sözcük yine moda olmuş her fırsatta turizmi patlatan bir takım eyyamcı tiplemelerle karşı karşıya kalmıştık… Neyse ki  diğer rakiplerimizden ardı ardına gerçek turizm verileri geldikçe bizdekinin farklı bir patlama olduğu anlaşılmış zar zor da olsa tekrardan vazgeçilmişti.

Şimdi Ülkemiz 2015 de “Patlak” veren olayların etkisi ile 2016 ve 2017’yi gerçek anlamda “DİP” yaparak bitirmiş, 2017’nin biraz sakinleşen ortamı nedeniyle sezonun trend kazanmasıyla eyyamcılar bu kez verileri anlatırlarken yüzde üç yüz beş yüzleri telaffuz ederek abartılarını dile getirmişlerdi…Tabii 4 milyon turistten “0” turiste inmiş bir yıl öncesine göre bu kez 4 bin turist geldi diye bunu yüzde dört yüz artış diye gösterme becerisi Dünyada sadece bizim insanımıza özgü bir kabiliyetti…

Gelelim 2018’e evet gelişen iyimserlik ortamı, döviz kurlarındaki değişim rüzgârı ile özellikle Avrupalı turist için neredeyse bedava olan Türkiye cazibe merkezi oldu… ve birtakım insanlar ülkemize akın ettiler ama Hangi para ile! Attıkları taş ürküttükleri kuşlara değdi mi?

Bir şey biliyorum arka arkaya gelen ve halen beklenen konkordatolara bakınca gerçekten bir “patlama” görülüyor ama patlamanın gücünü bekleyip göreceğiz…

Anlatım biraz uzun oldu galiba ama bu eyyamcı tiplemelerin başka türlü kafalarına girmiyor…

Gerçekleri görmez isek yani teşhisi iyi koyamaz isek tedaviyi yapma şansımız olamaz…

Sayın Başkanım, bu ara yazılarınız çok sık ve arka arkaya geliyor ve hemen hepsinde Yeni Turizm Bakanımızı destekliyor ve de biraz da övgü ile yaklaşıyorsunuz bunun özel bir nedeni mi var? Bunun nedeni, öncesinde var olan özel bir dostluk olabilir mi?

Bak kardeşim alakası yok evet sayın Bakanın Kadıköy Kızıl toprak da iki genç kardeş olarak sahip oldukları acenteleri varken ben de Bağdat caddesinde Anadolu yakasının ilk ve tek IATA acentesi olarak kendilerine bir süre uçak biletleri temininde yardımcı olmuştum. Bunun dışında sektörde uzun yıllar acenteleri ile yan yana çalışmalarımız oldu, ama onca yıl belki bir iki kez bir ortamda karşılaştığımızı ve Bodrumda yapmayı planladıkları bir yatırımı desteklemem ve savunmam dolayısı ile belki bir iki kez de telefonla konuşmuşluğum vardır.

Kendisini halen destekliyor olmam yıllarca sektörde gösterdikleri üstün başarı grafiği ve benimde yıllardan beri en azından Bahattin Yücel den sonra bizden birilerinin Turizm Bakanı olması gerektiği yönünde her fırsatta açıkladığım düşüncelerimin sonucu bu makama getirilmiş olmasından dolayı duyduğum sevinç ve güvenle ilgilidir.

Şimdi şu açıklamalara dikkatini çekmek istiyorum,

“Turizmcilerin bir kısmı sektörü meslek olarak görmüyor…”

“Turizm 100 metre koşusu değil, maratondur…”

“Bir tane de otelim olsun deyip otel açan büyük yatırımcılar var…”

“Nitelikli turizme geçişi başlatacağız’, Türkiye mass turizmdeki misyonunu tamamladı, şimdi sektörün ikinci etabına geçerek nitelikli turizme yönelmemiz lazım…”

Ve dahası….

Bu cümleler son zamanlarda bugüne kadar hiçbir yetkili ağızdan duymadığımız söylenemeyenlerin söylenebildiği açıklamaları yansıtmıyor mu?

Hepsi bir başyapıt değerinde değil mi?

Sayın Bakan tamda duymak istediklerimizi söylemiyor mu?

Bunlar, benim bu röportajda söylediklerimin büyük bir bölümü ile örtüşmüyor mu?

Kendisi “Damdan düşendir” sorunlarımızı daha iyi bilen başka kimse olamaz, şunu belirtmeliyim ki 16 yıllık Ak parti iktidarının bu bakanlığa gerçekleştirdiği ilk önemli tasarruftur.

Daha ne isteyebiliriz ki tabii ki destekleyecek ve takip edeceğiz…

Bir şey daha söyleyeyim mi, ben yakın bir gelecekte bunlar birer birer yapılmaya başlandığında bizlerin bu sorunları konuşmaktan kurtulacağımıza inanıyorum ve düşünüyorum.

Biraz da genelden özele inelim mi? Türkiye de bir şekilde turizm yapılıyor bunu biliyoruz da Turizmin en önemli nüvesi olan Hizmet anlayışı sizce sürdürülebilir düzeye ulaşmış mıdır? Kalite odaklı bir turizm yapıyor muyuz?

Genele baktığımız zaman Ne yazık ki hayır! Şehir otelciliğini bir yana alırsak Resort da Özellikle Antalya da 12 ay açık olan ve personeli ile uzun yıllar bir arada çalışma imkânı bulmuş tesisler haricinde hizmet sektörünü yönetebildiğimizi düşünmüyorum, hep söylüyorum çalışanlarının % 84 ünün eğitimsiz, her yıl yaklaşık 250 bin eksik istihdamla çalışan bir sektörde Kaliteden bahsetmek abesle iştigal etmek demektir, kendimizi kandırmayalım!

Sizce bunun çözümü var mı?

Tabii ki var son köşe yazımda da değindim, öncelik “Turizm eğitiminde top yekûn bir seferberlik” den geçiyor. Doğru ayağı yere basan, yapmış olmak için yapılmayan (bugüne kadar hep böyle yapıldı sonuç hep sıfır, paralar heba oldu en önemlisi zamanlar boşa harcandı) projeler ile hızlı ve gerçekçi müfredatla donatılmış bir eğitim sistemi ile kalıcı bir çözüme ulaşırız

Var mı böyle bir sistem?

Olmaz mı var tabii… Uzağa gitmeye gerek yok 1994 den beri Bodrumda gerçekleştirdiğimiz onlarca eğitim projesi var kimse görmek istemiyor ama başta Muğla olmak üzere Anadolu’nun Güneydoğu’nun köylerinden kasabalarından topladığımız 4 binin üzerinde sıfır kilometre genci yetiştirmiş sektöre kazandırmışız, hemen hepsi sektörde çalışıyorlar, büyük bir bölümü sektörde üst düzey yöneticilik kariyerlerini sürdürüyorlar, zor mu incelesinler görsünler, dahası Yavuz Donat’ın  06 Eylül 2008 de yazdığı “O Bir Model” isimli yazısını okusunlar bunun en kısadan özetini bulacaklar orada.

Yani?

Yani’ si bu, Kış sezonlarında 4 / 5 aylık hızlandırılmış teori ile pratiği aynı anda uygulayan davranış bilimlerine ağırlık veren bir müfredat yapısı içerisinde hizmet alan ile hizmet verenin teatral bir düzende “İsviçre Turizm Eğitim Sistemi” modeli eğitim sistemi ile çok değil 3 kş szonunda tüm Türkiye’ye turizm öğretir, sektöre kazandırırsınız. Bunun networking’i var bizde…

Tamam bu anlattıklarınız ile sektörün 24 saat turistle haşır neşir olan orta kademe çalışanlarını eğittiniz de Üst kademe sizce dört dörtlük mü?

Kesinlikle haklısınız, orada piramidin tepesinde de ciddi sorunlar var tabii ki ne yazık ki biz milyonlarca dolar harcayıp rakip ülkelerin içerisinde en genç yataklara sahip olurken bu işin esas nüvesi olan “İnsan” kavramını göz ardı ettik… Ucuz iş gücüne yöneldik, yandaki tesis de  yüzbaşı, binbaşı, rütbesindeki gençlerimiz aldık orgeneralliğe terfi ettirerek tesislerimizin idaresini teslim ettik yetmiyormuş gibi otel kavramıyla sadece tatil yapmayla ilişkisi olmuş, bir bilim dalı olan bu mesleğin incelik ve püf noktalarını bilmeyen yatırımcı kimliği ile her işe karışan aldıkları yanlış kararlarla otel yönetimini katleden kişilerin egemen oldukları bir sektör yarattık. Burada ekmek yapmanın fırıncıya teslim edileceğini bilen kurumsal yapının bilincinde olan turizm yatırımcılarımızı ayrı tutuyorum tabii ki…

Anladım, bu noktada eğitimin yönü de değişiyor, sizin deyiminizle piramit tepeden dibe doğru bir sürece evriliyor.

Aynen öyle, bu işte var olmak istiyorsanız oyunu kurallarına göre oynayacak ve gereken ne ise onu eksiksiz yapacaksınız bu öyle bir sektör dür ki şunları yapayım da bunu yapmasam da oluverir dediğiniz anda domino etkisi yaratır ne olduğunuzu anlayamazsınız…

Çare var mı?

Olmaz mı? Bunca yıl boşuna mı dirsek çürüttük, her biri mesleğin mutfağından gelmiş yıllarını bu kutsal mesleğe adamış, tecrübeli, derneğimiz üyesi ve yönetim kurulundaki arkadaşlarımla aylarca göz nuru döküp emek harcayarak hazırlayıp verdiğimiz, Türkiye Turizm Stratejisi (2023) Kapsamında “KONAKLAMA SEKTÖRÜNDE GÖREV YAPAN TEPE YÖNETİCİLERİNİN ÜNVANLARININ KORUNMASI NİTELİK SORUNU VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ PROJESİ” Kültür Ve Turizm Bakanlığının arşiv odasındaki tozlu raflarında duruyor çıkartıp inceleyin en ince ayrıntılarına kadar çözümü orada bulacaksınız…

Başkanım Bunca yıl boşuna mı dirsek çürüttük sözünüzden hareket ile, sizin 40 yılı aşkın bir süredir sektör içerisinde bu işin mutfağından gelmiş kendi anlatımınızla bulaşık yıkamış, et kesmiş, bir turizmci olarak duayen bir kimlik kazandığınızı biliyoruz, ancak bu arada bu düşünceyi destekler nitelikte TÜRKİYE TURİZMİ SÖZLÜ TARİH ARAŞTIRMASI isimli bir eser çıktı bu araştırmada size de ciddi bir yer verilmiş biraz anlatır mısınız?

T.C Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Başkanlığı’nca tamamı 10 cilt olarak hazırlanan “TÜRKİYE TURİZMİ SÖZLÜ TARİH ARAŞTIRMASI” nın 9. Cildinde benimle de yapılan söyleyiş ile Türkiye de Turizmin gelişiminde emeği olanlar içine alarak 9 sayfa olarak yer verdiler, huzurlarınızda bu eserin hazırlanmasının ve yayımlanmasının mimarı olan Prof Dr. Nazmi KOZAK ile A.Ü. Araştırma Görevlisi Dr.Mune MOĞOL SEVER’e sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum bu çok önemli eser gelecek nesillere Turizmimizin nerelerden geldiğinin anlatımı açısından önemli bir ışık tutacaktır…

Sayın Başkanım peki konumuza dönelim, ne sorsam bir çözümü olduğunu belgeler ve adres vererek gösteriyorsunuz, Bir anlamda yaşanan sorunları yazılarınızla, projelerinizle, yaptığınız söyleşi ve programlarla tarihe not düşmüşsünüz?

Bu arada Yavuz Donatın sizinle ilgili yazısını buldum okudum, Yavuz Donat yazısının sonunda birtakım adreslere sizi işaret ediyor arayan soran oldu mu?

Pardon! Anlamadım!

Ben anladım başkanım!              

Peki diyelim ki her şeyi sizin gösterdiğiniz gibi gerçekleştirdik, donanımlı genç turizmciler yetiştirdik, bu arkadaşların sektörde yatırımcı tarafından gerektiği gibi ilgi görmediklerini önemsenmediklerini biliyoruz, bu durumda otel sahipleri kısaca “Mutlu Çalışan Memnun Müşteri” kuralına sadık kalabilecekler mi?

Kesinlikle haklısınız, bizim insanımız dönüp dolaşıp yine ucuz işgücüne koşacaklar ama inanın bunun da çözümü hani şu Bakanlığın tozlu raflarında kalan projemiz var ya işte o satırlarda, her iki tarafın da hak ve yükümlülüklerini koruma altına alan her şey en ince noktasına kadar irdelenmiş açıp bakın, kesin çözümü de orada bulacaksınız.

Dahası var hatta daha önemlisi, Türkiye de Otelcilik öyle bir sürece evirildi’ ki lütfen yanlış anlaşılmasın bu işi gerçekten ticaret amacıyla yapan yatırımcılarımızı ayrı tutuyor ve onlara saygı duyuyorum ancak birde turizm sektörüne bulaşalım bir otelde bizim olsun mantığı ile sektöre girmiş, otel işletmeciliğini tüm dünyada yazılmış kuralları ile değil de ( zaten bu kuralları bilmeleri mümkün değildir), işin ehliymiş, profesyoneliymiş dinlemeden işletime sadece ön yargı ve fantezileri ile yön vermeye odaklı farklı bir kesim var ki evlere şenlik, bakın bu tiplerin tesislerine, her yıl iki, üç genel müdür değiştirirler, akıllanmazlar… Neden sonra paraların akıp gittiğini gördüklerinde ki artık iş işten geçmiş olur o zaman otellerine “alıcı” aramaya başlarlar…

Ne yapsın benim profesyonel genel müdürüm, Gerçek profesyonel turizmci bir hastanenin başhekimi cerrahı neyse otelin cerrahı da baş hekimi de o otelin genel müdürüdür… Onun ameliyatına müdahale edilemez, bilinçsizce yapılan müdahalelere uyarsanız hastayı öldürürsünüz müdahale eden kenara çekilir üstelik sizi de sorumlu tutar… cezası işten atılmaktır…

Evet sektörde haddinden fazla bir profesyonel yönetici sirkülasyonu duyuyor ve izliyoruz sizce sebep bu mu? Ev sahibinde hiç mi suç yok?

Tabii ki var olmaz mı ama bu sorunun yüzde doksanı aynen bu hikâye ile ilişkili. Yöneticinin sadece iki seçeneği var, ya aklına ve bu işin terminolojisine uymamasına rağmen sırf emir yukarıdan geldi mantığı ile kalıbına uydurmaya çalışacak (ki hiçbir zaman uymayacaktır) ya da buyur sen ye diyecek alıp ceketini çıkacak sokağa başka yolu yok bu işin…

Kısır bir döngü görüyorum, bu Ülke turizmimize orta ve uzun vadede zarar vermiyor mu? Ne yapılmalı sizce?

Tabi ki veriyor vermez mi, bakın sayın Bakan fiyat politikalarınızda cesur olun derken ezbere konuşmadı vardı bir bildiği bu olayın panik den kaynaklandığını bildiği için sarf etti o cümleyi, işte profesyonel bir turizmci hiçbir zaman rüzgâr esti, fırtına geldi diye panik yapmaz, fiyatlarla oynamaz zira beş dakikada geri çekilen fiyatların beş yılda geri gelemeyeceğini çok iyi bilir, böyle kriz dönemlerinde onun oynayacağı oyunlar bellidir, önlemini ona göre alır, ona panik yaptıran bilinçsiz patronu’ dur. Bu böyle biline!

Ne yapmalı sorunuza gelince yine o bizim meşhur projemizi adres göstereceğim, zira Turizm Bakanlığı güvencesi altında görev yapacak eğitimli ve donanımlı yöneticiler otelciliğin her safhasında oyunu kuralına göre oynayacaklardır…

DEVAMI YARIN.. BİZDEN AYRILMAYIN..

YARIN CASINO TURİZMİ..

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here