BOYD Başkanı Serdar Karcılıoğlu ile A’dan Z’ye Casino Turizmi

0
20

CASINO TURİZMİ….

H.E.       Sizin Türkiye genelinde turizmin gelişimi için, Anadolu topraklarını sık sık işaret ettiğinizi, tarih ve kültür varlıklarımızı konu alan yazılar yazdığınızı ve öneriler getirdiğinizi biliyoruz, bu çok önemli konuda ayrı ve özel bir söyleşi yapalım, şimdi Ülkemizde tabu olmuş bir konuda ki ben yıllardan beri ilk kez sizden gür sesli bir çıkış gördüm ki anladınız sanırım CASINO TURİZM’ inden bahsediyorum, ne diyorsunuz?

S.K.        Ne mi diyorum, bu Tabu neyin nesidir kardeşim, bundan yirmi yıl öncesinin sosyal yapısı, teknolojisi ile yasaklanmış! bir konuyu sürdürmenin anlamı nedir ki? Neden korkuyoruz? Şimdi öyle bir soru sordunuz ki iki cümle ile anlatılacak bir şey değil bu iş anlatırım ama genelde okuma özürlü olduğumuz için okurların sıkılıp sonuna kadar okumaz zapping yaparlar istermisin?

H.E.       Anlatın başkanım hiç önemli değil bizim okurlarımız o sizin genellemenizin dışında olan entelektüel turizmcilerdir okurlar…

S.K.        Peki o zaman benden günah gitti, yaz bakalım,

Hani ne edip ettiysek düzeltelim yerine yasakladık dedik ya kumarhaneleri, hemen ardından Türkiye de doğan boşluğu iyi değerlendiren, başta Yunanistan olmak üzere, KKTC, Güney Kıbrıs, Yugoslavya, Bulgaristan, Batum, Makedonya “Casino” işine el attılar…

Maşallahları var… hepsinin halleri vakitleri yerindedir…

Hele bunların dışında Uzak Doğu’nun tam kalbinde Çin’de böylesine ünlü bir şans oyunları kenti var ki görülmeye incelemeye değer buranın yükselişi neredeyse tam da bizim yasaklanışımızla başlayan süreye denk geliyor.

Burası “The Venetian Macao” Uzakdoğuda latin rüzgarları estiren bu Portekiz kolonisi çok zengin bir şehir olup Kumar endüstrisi ile Las Vegası bile gölgede bırakıp alıp başını gitmiş, Casino’ larından yılda 100 Milyar dolara yakın bir gelir kazandığı söyleniyor…

Düşünün küçücük bir ada ve dünyanın dört tarafından akın akın gelen turistlere hem süper bir tatil hem de kumar sunarak milyar dolarları cebe indiriyor…

Elin oğlundan kazandıkları gelir ile halkına yüksek yaşam kalitesi sunuyor…

 

H.E.       Bizde nasıl olacak başkanım,

S.K.        Şimdi; biraz kısa kes mi demek istiyorsun, peki peki Uzun lafın kısası nasıl olacağını anlatayım,

Yasağın ardından 98ler den günümüze 20 yıla yakın süre geçmiş… Tabuları yıkacaksın kardeşim, korkmadan;

Şöyle Tekirdağ’dan Fethiye ye kadar denizlerimizde serpiştirilmiş ve âtıl durumda onlarca adamızdan turizm destinasyonlarına yakın olanlarını belirlesek…

Sadece bu adalar üzerine ve sadece “Yabancı Casino Yatırımcılarını” çağırsak,

Buralara sadece yabancılar için “tek noktadan giriş” formülü ile “Sadece Casino ve eğlence merkezleri” ne izin versek…

İşin başında arazi payı ve lisans ücreti olarak Birer Milyar dolarları alsak,

Casino’ nu yap, ama misafirlerini otellerimde yatır” desek… Veya başka alternatifler üretirsiniz.

Oteller’ den Casino adalarına shuttle helikopterler, tekneler vızır vızır gidip gelseler,

Çevre otellerimize, esnafımıza, teknecimize, hava taşımacılığımıza can, kan, moral olmaz mı?

Ayrıca, orta ölçekli bir Casino’ da istihdam edilen turizm emekçilerinin sayısı neredeyse bin yataklı bir tesisinkiyle eşdeğer olduğu gerçeği ile, binlerce istihdam sağlanmış olmaz mı?

Bilişim çağının bu denli ilerlediği bir devirde her aleti, her masayı önce o mekânlardaki görevlilerimizin bilgisayarlarına, oradan da Maliye Bakanlığının bir teknik biriminin datalarına yüklesek,

Her gecenin sabahında Casino idaresinden “Ciro’dan” doğan komisyonlarımızı peşin peşin tahsil etsek…

Ayrıca üstüne üstlük kazançlardan doğan vergileri de peşin peşin cebe indirsek fenamı olur?

 

H.E.       Hiç fena olur mu Başkanım ne cari açık kalır ne fakirlik ne de enflasyon…

S.K.        Aynen öyle, öylede böyle bir adımı atacak gel anlat yapalım diyecek bir babayiğit var mı?

H.E.       Var başkanım benim bildiğim birisi,

S.K.        ?? İnşallah vardır, kurtuluşumuz olur…

H.E.       Sayın Bakan Ersoy, Londra da ki WTM de otelcilere “Cesur olun Fiyat kırmayın” öğüt’ ü vermiş bu çıkışı nasıl buldunuz?

S.K.        Çok doğru söylemiş…işte profesyonel, işin mutfağından gelme turizmci farkı, bravo diyorum alkışlıyorum kendisine olan güvenimiz ve desteğimizin boşa çıkmadığını görüyorum…

Rüzgar esti diyerek yaratılan panik ile fiyat indirmeler konularında bizlerin feryatlarına, yazıp çizdiklerimize uyarılarımıza kimseler kulak vermemişlerdi, yaa bu adamlar ne demek istiyorlar diye bir feyz almamışlardı, Yıllardır yetkili bir ağızdan bir turizm bakanından böyle cesur çıkışlara hasret kalmışız, Ancak Otelcilik işin ehli kişilerde olduğu sürece bu tür çıkışlar yerini bulur, bunun için de otel yönetimlerinde bilgi, tecrübe, geçmiş sorgulanmalı mutlaka sertifikasyon aranmalıdır, bunu arayacak ve uygulayacak mercii de Kültür ve Turizm Bakanlığının tam kendisidir.

H.E.       Nasıl olacak?

S.K.        Nasıl mı olacak? Siz Devlet olarak, bu işi; Turizm eğitimi almış, Otelciliğe işin mutfağından başlamış, bulaşık yıkamış, et kesmiş, otel hiyerarşisini hiçbir zaman kompleks edinmemiş, misafir odaklı olmuş, yönetim düzeninde kendisini kapıdaki görevlinin altına koyabilmiş, liyakat sahibi profesyonellere bırakılmasını sağlarsanız her şey düzelir yerli yerine oturur.

İşte bunun kodları orada duruyor… “Konaklama Sektöründe Görev Yapan Tepe Yöneticilerinin Unvanlarının Korunması Nitelik Sorunu ve Çözüm Önerileri Projesi” içinde her şey yazılı…

H.E.       Bu arada Sayın Bakan Ersoy; Fiyat tavizi vermeden yapacağınız operasyonlardan elde edeceğiniz Extra karı personelinize harcayın demiş, ama haberin çıktığı turizm portalında tourismtoday’ de kendi otellerinde çalışan gençlerden hayli fazla eleştirel yorumlar almış, okudunuz mu?

S.K.        Evet haberi de okudum o yorumları da okudum, yıllardır konaklama sektörünün içerisinde olan bir kişinin tesislerinden binlerce personel geçtiğini varsayacak olursak bunların içerisinde memnun olanın da olmayanında bulunması tabiidir. O nedenle ben o yorumları münferit serzenişler olarak görüyorum, Ben geçmişe değil günüme bakarım yıllarca otelciliğin içerisinde bulunmuş birisi karar merciine gelmiş ve tam da bu tür sorunların odak noktasına oturmuş ise benim için önemli olan o kişinin bu gün düşündükleri ve konuştuklarıdır… Sayın Bakan çok önemli bir konuya tamda kanayan bir yaraya parmak basmış daha ne istiyoruz, demek ki bu önemli konu gündemine gelmiş, görünen o ki konuşulmuş tartışılmış, inşallah üzerine gidilir ve öncelikli düzeltilmesi gereken işler statüsüne alınır, daha ne diyeyim…

 

 

 

H.E.       2019’u nasıl değerlendirirsiniz?

S.K.        Bakın 2018 için yukarıda bir değerlendirme yapmış idim, 2019’u da ancak o görüşlerimin ışığında değerlendirebilirim, Dövizde geldiğimiz nokta tabidir ki bir hareket yaratacak ama öyle ortalığa saçıldığı gibi “patlama” falan beklenmesin ve unutulmamasın ki uzun zamandır kadro dışı kalıp bu yıl oyuna dahil olan iki önemli oyuncu var;

H.E.       Kimler bunlar?

S.K.        Mısır ve Tunus… göz ardı edilemeyecek önemli rakiplerdir!

H.E.       Anladım!

H.E.       Başkanım sizin hep Türkiye ye gelen turist sayısı ile ilgili hep bir itirazınız var, Hatta Önceki Bakanlardan Sayın Nabi Avcı’nın Bodruma ziyareti esnasında söz alarak bu görüşünüzü matematiksel birtakım verilerle iletmiş kendisini de ikna etmiştiniz, bu aralar yine 40 / 45 milyon turist konuşuluyor, halen aynı yer de mi duruyorsunuz?

S.K.        Sevgili kardeşim Matematik birdir değişmez, mevcut yatak kapasitenizi bir yere yazarsınız, sonra bunların ne kadarı 12 ay ne kadarı 6 ay açık kalıyor çıkarırsınız, resort bölgeler (Güney Ege ve Akdeniz) in ortalama kalış sürelerini başta İstanbul Ankara, İzmir olmak üzere Anadolu’nun da bilinen ortalama kalış sürelerini bir kenara yazarsınız toplar çıkartır böler çarparsınız mevcut yatak kapasitenizin bu kadar TURİST (gerçek anlamda turizm hareketine katılan) ağırlayamayacağınızı görürsünüz…

Eğer üşeniyorsanız girin Google ‘a (https://www.turizmguncel.com/makale/biri-bana-anlatsa!-m857.html) 2012 de yazmışım “biri bana anlatsa” da işin matematiğini anlatıyorum…

H.E.       Peki bir de “Her şey dahil sistemi”?

S.K.        Yarama tuz basma! Dejenere ettik batırdık bu sitemi, vaz geçelim mi hayır! Ama yapılabilirlik çizgisine, diğer ülkelerde uygulandığı şekilde başlangıç noktasına çekelim yine. İspanyayı bile örnek alsanız düzeltirsiniz, İspanyada HD otellerin sadece %25 inde uygulanıyor o da belirli klasmanlara dağıtılmış…

H.E.       Nasıl çekilir?

S.K.        Aslında çok basit, Onun da çözümü meşhur projede var… Aç oku be kardeşim…

H.E.       Başkanım şu meşhur projenizi gazetemizde yayınlasak olur mu?  Belki birileri dikkatlice okur da bu önemli sorunların çözümü olarak gösterdiğiniz meşhur adresiniz ne diyormuş okusak!

S.K.        Hay hay vereyim tabii bu röportajımızın yayımlandığı tarih ile eş zamanlı olarak yayına alırsınız…

H.E.       Göbeklitepe?

S.K.        Müthiş! İnsanlık tarihini 12 bin yıl geriye götüren dünyada okutulan tüm tarih kitaplarını değiştiren Tanrının bahşettiği bu muhteşem coğrafyanın bize son olarak verdiği en önemli bir altın madeni, ne diyeyim

H.E.       Bu konuyu çok dile getirdiniz, Var mı bir çalışma?

S.K.        Evet var Sayın Ersoy gitti gördü ve sanırım duyduğuma göre önümüzdeki yılı “Göbeklitepe” yılı ilanı için çalışma başlatılmış.

H.E.       Bu kadar dile getirdiğiniz sürekli yazıp çizdiğiniz bir konunun devlet kademesinde ses verdiğini görmek sizi memnun etmiştir sanırım?

S.K.        Ne demezsiniz sonsuz bir mutluluk duyuyorum aslında ben Göbeklitepe üzerinden Anadolu’muzdaki tarih ve kültür varlıklarının aynı şekilde ön plana çekilmesi gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Anadolu’muzda en az Göbeklitepe kadar o kadar çok değerlerimiz var ki anlatmakla yazmakla bitiremezsiniz.

İşte bu gerçekten hareketle, Turizmimizi kültür ve tarih varlıklarımızın bulunduğu yerlerimizi layık olduğu şekilde değerlendirmeli ve en azından deniz güneş kum üçgeni hizasına getirilmeli diye düşünüyorum, ancak bu önemli atağı yapmadan en önce çevre, yatak ve insan alt yapısını kısaca yetenekli iş gücünü iyi kurgulamak gerekir.

Tabii tüm bunları uygularken globalleşen dünyada gelişen yeni nesil uygulamaları, sunum ve hizmet tekniklerini, yeni trendleri göz ardı etmeyeceksiniz, yeni hikayeler yazacaksınız, gastronomiyi kesinlikle atlamayacaksınız, artık başarının sadece ve sadece “misafir odaklı” bir anlayıştan geçtiğini, yapılan hataların anında tüm dünyada okunabilirliğe sahip olduğunu işte bu noktada başarıyı sağlayabilmek için mesleğin odak noktasının “insan” olduğu kesinlikle unutulmamalı ve ilk adımlarınızı buradan atmaya başlamalısınız.

H.E.       Kısa bir süre sonra Belediye seçimleri olacak, Bodruma şimdiden onlarca aday adayı var, sizce Bodruma nasıl bir kişi Belediye Başkanı olmalı?

S.K.        Bakın, Bodrum bugüne kadar hep bir Dünya markası olarak tanıtıldı, bende hep itiraz ettim Marka olmak bambaşka bir şey diye! Tanınır olmak ile Marka olmak hep karıştırıldı, evet Bodrum dünyada tanınırlığı yüksek bir turizm destinasyonudur işte bu özelliğini “Marka” ya çevirebilmek gereklidir, Bunun için de Vizyon gereklidir… işte bence Bodruma belediye başkanı olacak kişi her şeyden önce “Vizyoner”, sonrasında gerçek bir “Turizmci” olmalıdır, eğer bu özelliklere sahip bir aday çıkarsa önünüze teferruata bakmayın, ne yapıp edip getirin göreve Bodrumu uçursun…

Başkanım A dan başladık Z ye geldik, kendinizi Üç kelime ile tarif edermisiniz…

S.K.        Turizme Aşk ile Tutkulu…

H.E.       Zaman ayırdığınız için Teşekkür ederiz.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here