MAZLUM, ZALİM VE ADALET…

0
5

Hepimiz bu geminin içerisindeyiz. Gemi batarsa hiç kimsenin bundan kurtulması mümkün değildir. Komşumuzda yanan yangına müdahale etmez isek o yangının mutlaka bizi de gelip bulacağı bir gerçektir.

Mazlumlarının sığınabileceği bir yer, gözü yaşlı insanların gidebileceği son duraklar mutlaka olmalıdır. Gidebilecekleri ve yardım alabilecekleri başka dostları yoktur mazlumlarının.  Ne zaman yönünüzü bu tarafa dönecek diye yaşlı gözleriyle bekleyen insanlar var çevrenizde bunları göremiyorsunuz…

Bir yerde mazlum varsa mutlaka orada zalim de vardır. 

Ege’de boğulan insanları, küçük yaştaki çocukları görmezden gelenler; insana zulmeden ve zulmettirenler zalimlerin ta kendileridir.  Parayla para kazanan, ilçe nimetlerinin yüzde doksanını yiyenler, obezite olana kadar tıkınanlar, sözde rüya belde yalanıyla şatafatlı ancak acımasız medeniyetleriyle, diğer zulmedenin yandaşları zalimin ta kendileridir aslında…

Adil olmak diğer bir deyişle adaletle hükmetmek zordur. Ancak insanın kendisine temel prensip olarak benimsemesi gereken bir kavramdır aslında adil olmak. İnsanı insan yapan ve insanda insani duyguların varlığının da kanıtıdır adaletle hükmetmek.

Sahte insan hakları hikayeleri, kendilerine mahsus demokrasi havariliği yapıp, bir başkası insan hakkı ve demokrasi deyince çılgına dönenler yok mu çevrenizde?

Var..

İstedikleri zamanda ve ihtiyaç duyduklarında ahtapot gibi sardıkları yerlerii işgal etmekteler.
Zulüm zifiri karanlıktır; içerisinde kalan herkesi etkiler.

Zulüm adaletin tersidir. Adaletin olmadığı yerde zulüm, zulmün olduğu yerde adaletten söz edilmez. Karanlık güneş olmadığı için karanlıktır. Güneşin varlığı zulmün yokluğundan değildir. Yani güneş doğduğunda karanlık çeker gider. Adalet güneşi zulmün üzerine doğmadığı müddetçe zulmün yok olması mümkün değildir.

Hz. Ömer`in şu kıssasını yönetici ve makam sahibi kimselere örnek olması açısından tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum…

“Hz. Ali anlatıyor: “Bir gün Ömer`i, binekli olarak ve telaş içinde, hızlı hızlı giderken gördüm; “Ya Emire`l-Müminin nereye gidiyorsun?” diye sordum. “Devlete ait develerden biri kaçmış, onu aramaya gidiyorum” diye cevap verdi.

O zaman ben: “İnan ki, senden sonra bu milleti idare edecek olanlara ağır bir yük bırakıyorsun! Herkes senin yaptığını yapamaz!” dedim. Bunun üzerine şöyle konuştu: “Hz. Muhammed aleyhissalatü vesselamı, hak peygamber olarak gönderen Allah`a yemin ederim ki, Fırat kenarında bir oğlak kaybolsa yahut bir kurt bir koyunu kapsa korkarım ki kıyamet gününde onun bile hesabı Ömer`den sorulur!”

Dedim ya adaletle hükmetmek zordur. Ama bu bir sorumluluktur.