Çivisi Çıktı

0

Pandeminin ilan edildiği günden bugüne yaklaşık beş aylık sürede bıraktım dünyayı bizim turizm sektörünün hangi hayal alemine daldığını arıyorum inanın bir türlü ulaşamadım… bir türlü de yaşadığımız bu süreci bir türlü tespit edemiyorum.

Oysaki bu meret virüs ortalığa çıktığı anda Çin’de yaşananlar, Çin polisinin insanlarına ne denli bir muamele ile karantina bölgelerine döverek adeta köle devrini anımsatan zincirle birbirlerine bağlanmış şekilde götürüldükleri, insanların yolda yürürlerken patır kütür düşüp oracıkta can verdikleri, sonra Avrupa ya sıçrayışı, İtalya gibi Avrupa ülkesi gelişmiş bir ülkenin sağlık sisteminin çöküşü, hastan koridorlarının görüntüleri,  doktorların kimin öleceğine kimin kalacağına karar verme zorunda kaldıkları ve tümüyle tüm dünyadan televizyonlara yansıyan görüntüler bu meretin bize, “artık  hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını” göstermişti.

Virüsün ayak sesleri en çok dünya turizm sektörünü vuracağını o kadar belli ediyordu ki neredeyse bizde ilk vaka görülmesi ve ölüm olayı ile tanıştığımız günün şokunu atlatır atlatmaz tüm dünya turizm hareketinin duracağı ve dolayısıyla bizim de bundan büyük ölçüde pay alacağımızı açıklamış idik.

Sektörün geçmiş beş yılın verdiği olumsuzluklarla boğuşurken tam da sezonun başlama hazırlıklarının tamamlanmak üzere olduğu bir anda yakalandığı bu olayın etkileri ile zaten çok güç durumda ve ne yapacağını bilmez durumda olan sektör her söze her açıklamaya yönelen okyanusta dümeni kırılmış gemi misali oradan oraya savrulmaya başlamıştı.

Bu önemli ve büyük bir kriz idi…

Turizm profesyonellerinin hemen tamamı kriz yönetimi eğitimi almış kişilerdi ama ne yazık ki meslekten gelmeyen yatırımcılarına bazı gerçekleri anlatma imkânı bulamıyor gösterdikleri yollar kabul görmeyince yanlış üzerine yanlış yapılmaya başlandı.

Burada ülke ekonomisinin lokomotifi olan bir sektörün Devletçe korunup kollanması ve bu panik halinin düzeltilerek “Devlet Baba” gücü ile krizin iyi yönetilmesi gerekiyordu ki ülkenin ekonomik sıkıntısının yarattığı çöküntü ne yazık ki babanın bu hamlesine mâni oldu…

Baba da ekonomik çark dönsün ne yapalım “ölen ölür kalan sağlar bizimdir” argümanının arkasına sığınıp bir takım uygulanabilirliği olmayan bu konuda sorumlu ve duyarlı İnsanların “ölüme götüren bulaş riski” korkusunu yenmelerini sağlayacak güven duygusu vermeye yönelik gerekli önlemler alınmadan normal olmayan normalleşmeye geçilince ortalık “boşverci bana bir şey olmazcı insanların” son günlerde yaşadığımız görüntüleri ile dolup taşmaya başladı…

Şimdi bunları niçin anlatıyorum…

Bir gerçek vardı ki 2020 turizm sezonun tarihe kayıp yıl olarak tescil edileceği idi…

“Virüsün ayak sesleri” bize bu gerçeği tüm acımasızlığı ile göstermişti…

Ama turizm politikalarına yön veren ne ilgili bakanlık ne devlet kademeleri ekonomi ile kayboluşa kucak açan düşünce arasındaki tercihlerini ne yazık ki ikinci seçenekten yöne kullandılar…

Sektöre sürekli olarak ümit pompalandı…

Zaten duymak istedikleri sesin de bu olduğu sektörün büyük bölümü de buna ayak uydurdu…

Mantıkla ve profesyonel verilerle hareket eden oteller tercihlerini açmamaktan yana kullanarak en doğru olanı yaptılar kulaklarının üzerlerine yatarak içeride gelişmelerini ve eksikliklerini tamamlama yoluna gittiler…

Göreceksiniz ki İleride ayakta kalacak olan tesisler bunlar olacaklar…

Dünya turizm arenasında geçmişten gelen hatalı büyümemize bağlı, onlarca eksiğimiz varken Devletin de bu mantıkla hareket ederek akıllı ve gerçekçi bir politika ile hemen kapanıp en azından sektöre gerekli desteği vererek devam eden sâri yılları 2021’i, 2022’yi hatta 2023’ü dizayn etmesi gerekmez miydi?

Ama yapılmadı…

Avrupa’da, Rusya’da kapı kapı dolaşıp bize turist gönderin diye diye Ağustos ortasına geldik…

Bugüne kadar bizi oyalayan en büyük turist gönderi merkezlerimizden önce Putin bey ile, bir diğeri tam da doğu Akdeniz krizi ardından Almanya dan Merkel hanımın telefonunu takip eden günlerde bir anda kapıları şartlı da olsa açıverdiler…

Bu kez açılış gerekçesi neydi biliyor musunuz?

Antalya, Muğla, İzmir ve Aydın da hijyen ve pandemi kurallarına tam uyum görülmesi idi!

Oysaki bu açıklamalar yapılırken televizyonlarda tam da bu seçkin bölgelerimizde bayram süreci yaşanıyor plajlar ve sahillerde üst üste insan manzaraları boy gösteriyordu,

Öğrendik ki Almanya da bu tür karar alıcıların görmeyen ve duymayan Almanlardan seçildikleri için, açılan kapılar da bir beyis görülmemiş,

Görünen o ki! yeter ki Türk mevkidaşlarımız rahat uyuyup, bakın, attığımız adımlar, verdiğimiz kararlar ne kadar da doğru çıktı diyebilsinler diye düşünmüşler.

Oysaki gıyabında karar verdikleri “İNSAN” kavramı her şeyi tüm çıplaklığı ile görüyor…

Kimse artık “ZEKA YOKSUNU” hiç değil…

Bu nedenle tarafların tümü de görüyor ve biliyorlar ki,

Bu açılan kapıların hiçbir olumlu etkisi olmayacak…

Zaten sağdan da, soldan da baksanız sadece bir aldatmaca ve tedavi modeli…

Dönüşte 30 euro öde covid 19 testi ol…

Yorgun argın havaalanlarında test sonucunu bekle…

Tatil mi yaptık? dayak mı yedik?

Beklenen gelir de yukarıya doğru bir ivme falan da elde edilemeyecek…

Özellikle vakalarda büyük artış görüldüğü Rusya dan gelen turist bolca Covid-19 getirecek…

Verilen bu gereksiz ve kandırıcı ümit rüzgarının etkisi ile 35 ila 45 euro bandında “Ultra All Inclusive” hizmetle ağırlayacağımız turist para da getirmeyecek…

Ne gelecek turist sayısı ne de bırakacakları para miktarı, bir anda av bulmuş aslanlar gibi saldıran kapalı olan otellerini birer birer açma yarışına giren tesislerin dişlerinin kovuğunu bile doldurmadığı bir kez daha görülecek…

Zarar üzerine zarar kaçınılmaz olacak…

Esas önemli olan ne biliyor musunuz?

Tüm bu kandırmacalara çanak tutan, böyle geçmiş yüzyılda görülmemiş bir kriz ortamı döneminin üç kuruşun hesabının yapılacağı dönem olmadığını göremeyen!

Bizi kandırmayın!

Bu saatten sonra alınan bu kararlar bu sektöre özgü dinamikler nedeniyle bize yar olmaz! Diyemediler! Diyemiyorlar!

Bu tür her yaratılan yalan rüzgarın ardından ortalıklarda sırıta sırıta dolaşan güya turizmci geçinen kesimler…

Gülün bakalım ağlanacak halimize…

Ne yazık ki Ekim ayında bir kez daha bunları konuşuyor olacağız…

Kısaca Dünyanın’ da Ülkemin’ de ve de top yekün turizm sektörünün de

ÇİVİSİ ÇIKTI…