2020’den 2021’e Geçerken

0

2020’den 2021’e Geçerken

Pandeminin ilanıyla, gerek ülkemizde, gerekse dünyada yaşananlar, bu meret virüsün peşimizi bırakmayacağını ve sonuçlarının turizm sektörüne büyük bir darbe vuracağını, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bize en başından göstermiş idi…

Kısacası; perşembenin gelişinin çarşambadan belli olduğu ortaya çıkmış idi.

Turizmin ana nüvesi olan, özellikle işin önemini kavrayan bilinçli insanların hastalığa yakalanmaktan değil, ölüm korkusu ile seyahat alışkanlıklarını değiştireceklerini kısaca sektörün en azından iki hatta üç sene büyük bir gerileme yaşayacağını defalarca ve her fırsatta dile getirmiştik…

Hatta ne yazık ki, “2020 sezonunun bu şartlar altında sektöre bir çıkış yolu tanımayacağını, o nedenle muhtemel yerli tatilciler ile çarklarını bir miktar döndürmek isteyen otellerin açılarak top yekûn içeriye kapanarak, sektörün yıllardır halledilemeyen ve rakip ülkelerde rekabet imkânlarımızı zorlayan işgücü ve fiziksel alt yapı eksiklerimizi tamamlayarak, post coronada yarışa bir adım önde başlamamızı sağlayacak düzenlemeleri yapalım” diye neredeyse yalvarmıştık…

Ancak ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik şartların zorlaması nedeniyle, top yekûn bir parlatma ile teşvik edilerek otellerin büyük bir bölümünün açılması sağlandı…

Peki atılan taş ürkütülen kuşa değdi mi?

Tabii ki hayır!

Dünyanın bütün ekonomi otoriteleri, binlerce yatağın temmuz ayında açılıp üç aylık bir sürede yüzde yüz doluluk dahi yakalasa (ki imkânsız) kazanç elde etmesi ve bunu on iki ay sürdürebilmesinin mümkün olmayacağı konusunda birleşirlerken, biz nasıl oldu da sektöre bu umudu pompaladık…

Bir hakkı teslim etmeliyiz ki meslekten gelen yatırımcı ve profesyonel yöneticilerimizin büyük bölümü bu gerçeği görerek tesislerini açmadılar…

Pişman da olmadılar, zira gerçekler görüldü, yerli turizm beklenen volümü yapmadı. İnsanlarımız daha çok bireysel tatilleri tercih ettiler. Yazlıklarını belki de uzun yıllardır kullanmadıkları kadar uzun süre açtılar.

İnsanlar, daha gözle görülen, elle tutulabilen, covid19 güvenliği bulunan, güvenilir yiyecek içecek imkânı tanıyan butik otel ve tatilleri tercih ettiler…

Temmuz ve Ağustos aylarında zorlama ile açılan, başta Almanya olmak üzere Rusya, Ukrayna gibi ülke kapılarından giren turist sayıları da bekleneni vermemiş ve bunun sonuçlarını ne yazık ki sezonun kapanmasını takiben üç dört ay içinde acı gerçekler ortaya çıkmaya başlayacaktır.

Sektörün tümü borç batağındadır. Hem tesislere dağıtılan, hem de insanlar tatile gitsinler diye verilen kredilerin geri dönüşleri gelip çattıkça, işin vahametini daha iyi anlayacağız…

Şimdi bu değerlendirmelerden sonra 2021 in sektöre ne getireceğini irdeleyelim

Öncelikle şunu söylemeliyim ki pandeminin seyrinin 2020 başı itibariyle geldiği nokta, vakaların ve ölümlerin katlandığı yönünde ilerlediği gerçeğidir…

Buradan hareketle; yukarıda bahsettiğimiz nedenlerle insanların tatil ihtiyaçlarının hayati nedenlerle ertelendiği ve bugün itibariyle dünya turizm operasyonlarına yön veren aktörlerin (Tur Operatörleri) önlerini görmekte zorlandıkları bir süreçte;

  1. Otellerle kontrat çalışmalarına hız vermedikleri zamanı gelmesine rağmen hatta başlamadıkları,
  2. Uçak ve koltuk anlaşmalarını askıya aldıkları süresi biten kiradaki uçaklarını iade ettikleri,
  3. Örneğin büyük ve önemli tur operatörlerinden Jettur Holiday 190 uçağından büyük bir bölümünü iade kararı aldığını,
  4. Bodrum Türkbükü’nü programdan çıkardığını,
  5. 2019’da Bodruma 10 uçakla yaptığı operasyonu yarı yarıya azalttığını,
  6. Bu tür işlemleri diğer tur operatörlerinin de sıra sıra açıkladıklarını,
  7. Özellikle ülkemizde önemli bir yer edinen early booking (erken rezervasyon) sistemi ile ilgili şu ana kadar herhangi bir adımın atılmadığının,
  8. Buna bağlantılı olarak tur operatörlerinin “pre finansman” olarak oteller için her sezon başı birer can suyu niteliği taşıyan ödemeleriyle ilgili herhangi bir teklif ve girişimin olmadığının,

Kısaca tüm tur operatörlerinin küçülmeye gittiklerini izledikçe ve de aşı bulunsa dahi tüm insanlığa faydasının en yakın 2022’lere işaret edildiği gerçeğinden hareketle, 2021 yılının da turizm sektörü için kayıp bir yıl olacağını söylemenin bir kehanet olmayacağını belirtmek isterim.

Yukarıda 8 madde ile sıraladığımız durumlar Dünya turizm hareketlerinin başlaması ve süreç oluşumu için en önemli göstergelerdir.

Şimdi bu önemli sektör dinamiklerinden hareketle 2021 için umut pompalamak sektör bileşenlerine verilebilecek en büyük zarar olacaktır.

Serdar Karcılıoğlu
BOYD Başkanı
baskan@boydbodrum.org.tr