TURİZM NEREDEN KOŞUYOR-3

0

Şimdi dünya turizm arenasında bizde varız demeye başladığımız 80’li Sayın Özal’lı yılların ortasından günümüze ülke ekonomimizin lokomotif bir güç olduğunu ne yazık ki kavrayamamış olan her dönem iktidarlarımız tarafından sürekli gözardı edilen turizmimiz, bir devlet politikalarına kavuşturulamadığı için ne yazık ki her rüzgâr estiğinde savrularak sektör bileşenlerinin bitmek tükenmek bilmeyen mücadeleleri ile bu günlere taşınmıştır.

Bu Tanrının bahşettiği turizm yapılabilirlik açısından muhteşem coğrafyanın ileride neler yapabileceğini gören rakip ülkelerinde desteklediği terör, yangınlar, bombalar altında ayakta kalma mücadelesi ile geçen kırk yılı aşan süre halen farklı roller üstlenerek turizmimizi etkilemeye devam ettiğini ne yazık ki sadece izliyoruz.

Tam şimdi oluyor dediğimiz anda canavar;

Komşuda iç savaş…

Uçak krizi…

Göçmen sorununa bürünmüş yeni görüntüsü ile tekrar ortaya çıkıyor.

Şimdi böylesine sıkıntılarla 2019 yılına gelen turizmimiz bu kez canavarın, tüm zamanların en yıkıcı hali ile karşı karşıya kaldı.

Pandemi tüm dünya turizmini vurup geçmesine rağmen ne yazık ki dönemin en büyük ekonomik krizini yaşamakta olan ülkemize yaptığı etki 9,8 şiddetindeki bir depreme dönüştü.

Böylesine iniş ve çıkışlarla yürüyen bu serüvenin Pandemi ile gelen kapanmalar karşısında özellikle ciddi yatırım maliyetleri taşıyan konaklama sektörüne ve ilk etapta yiyecek içecek ve eğlence sektörüne olan etkisi tartışılmaz boyutlara ulaştı.

Bu sürecin bize en doğru anlatımı, sadece konaklama sektörünün Pandemi sürecine 6,5 Milyar dolar kredi yükü ile girmiş olduğunu gördüğümüz objektif resmidir.

Bu dönemde ekonomisini Turizme bağlamış rakip ülke yönetimleri turizmcilere çok ciddi nakdi destekler verirken bizde bu olgu ne yazık ki borç erteleme ve tekrardan borçlanmaya yönlendirmekle kalmış ve 2021 de turizmciye her şeyin düzeleceği yönünde nasihat, umut, ümit pompalamaya yönelen bir algı yönetimi uygulanmakla sürdüre gelinmiştir.

İşte bu noktada İtirazım şurada başlıyor,

Gereken nakdi desteği verme durumu olmayan Ankara’nın yönettiği bu algıya ne yazık ki bizim sektör temsilcilerinin de balıklama atlamaları ve bu serüvene tam güç destek vermiş olmalarıdır.

2021 yılının o da iç turizmin etkisi ile sektörde bir nebze toparlanma yaşanmış olmasını dahi en üst perdeden abartan, turizmi patlatan çatlatan sektör temsilcilerimize ne söyleyeceğimi bilemiyorum.

Ülkedeki imajı bilinen TUİK verilerinin gerçekleşmiş olduğunu var saysak sektöre giren 24 milyar dolar nasıl bir paradır ki sektörün kredi borçlarında bir kuruş azalma olmadığı gibi bir buçuk milyar dolar daha artmış

Görüldüğü üzere Matematik hiçbir yalanı ve abartıyı kabul etmiyor.

“Rakamlar Yalan söylemez, Yalancılar Rakam Söyler…” (iktisat’a giriş kitabının ön sözü imiş!)

Şimdi 2022 sezonuna girmeye hazırlandığımız geldiğimiz noktada;

Bu kez bir AB ülkesi olan Ukrayna’nın coğrafi ve politik önemi nedeniyle ne körfez krizi ile ne de Suriye savaşına  benzemeyen ve de bölgeyi bir ateş topuna çevirebilecek etkileri olabilecek Rusya Ukrayna arasında savaş çanları çalınmaya başladığı bir ortamda ekranlara çıkıp aklımızla dalga geçercesine ortalara mavi boncuklar saçan, turizmin bir matematik olduğunu göz ardı ederek “enseyi karartmayalım” gibi ilkel bir düşünce tarzı ile sektöre umut ve ümit pompalayarak faydadan çok zarar veren unvanlarının başında “turizmci” yazan arkadaşlarıma inanamıyorum.

Ben de negatif duygular vermek istemiyorum tabi ki, inşallah ben haksız çıkarım ve bundan büyük bir mutluluk duyarım ama ne yazık ki;

Covid19 belasının henüz tam anlamıyla bitirilememişken,

Ülkemizin Avrupa ülkeleri arasındaki imaj sorunu devam ediyorken,

Özellikle de bunun Yunanistan ve İspanya tarafından körüklenmesi nedeniyle AB ülkelerinden önceki yıllar sayılarına ulaşmamızın bir süre daha mümkün olmayacağı biliniyorken,

En fazla turist aldığımız Rusya ve Ukrayna’nın durumu ortada iken,

Ülkemizde yaşanan aşırı enflasyona bağlı olarak gıda ve enerji fiyatlarındaki astronomik artışların özellikle otellerin ve yiyecek içecek sektörünün girdi maliyetlerine yansıması ile uygulanacak fiyatların iç turizmde zaten alım gücü düşmüş insanlarımızda nasıl bir karşılık bulacağı belliyken

Turizmin dinamikleri ile uzaktan yakından ilgi ve alakası olmayan başta ekonomi yorumcularının ve de ekranı ve mikrofonu önünde bulan bizlerden birilerinin halen daha Patlatma ve Çatlatma naraları atmalarına ne diyeceğimi bilemiyorum.

Allah akıl fikir versin.

Sevgilerimle

Serdar Karcılıoğlu / baskan@boydbodrum.org.tr